2 Eylül 2019 Pazartesi

XMax400 Yakıt Tüketimi

Herkese Merhaba,

Daha önceki yazılarımda da göreceğiniz üzere Xmax 400 kullanıcısıyım. Toplam 10.000 km yi geçen beraberliğimiz sonrasında yakıt tüketimi ile ilgili bazı verileri paylaşmamın hem XMax 400 sahiplerine, hem de almayı düşünen arkadaşlara bir referans olacağı kanaatindeyim. Verileri paylaşmadan önce bazı konuları belirtmem gerektiğini düşünüyorum:


  • Motosikletim 2014 model Momo Design ve şu an itibariyle 18.200 km de. 
  • Momo Design olduğu için kısa ön camı var.
  • Kullanıcı olarak benim boyum 190 cm ve ağırlığım 95 kg. Kısa ön camla birleştiğinde rüzgarı göğüs hizamda karşılıyorum.
  • Ölçüm yapılan mesafelerin 95% si şehirler arası yollarda kat edildi.
  • Kullanım tarzı genel olarak 90-110 km/h aralığında sakin şekilde kullanıldı.
  • Motosiklette bagaj olarak genelde 10 kg civarında ilave ağırlık vardı, artçı yoktu.
  • Sürüşlerin 100% ünde 52 lt Yamaha arka çanta mevcuttu.
  • Ölçüm motosiklet orta sehpada iken, tam doldurulup tripmetre sıfırlanarak alındı. Fotoğraflarda da tekrar tam doldurulduğunda tripmetre değeri ile aldığı benzin miktarı kayıt altına alındı.
  • Şu an için toplam 8 ölçüm ve 1.832 km lik değerlerin ortalamasını paylaşıyorum. İlave ölçümler geldikçe tabloyu ve fotoğrafları güncelleyeceğim.


1.832 km sonunda benim genel yakıt ortalamam 3.81 lt/100km. 3.46 ile 4.34 arasında değişen tüketimlerin genel ortalaması 3.81 olarak gerçekleşti. Detayları aşağıdaki tabloda bulabilirsiniz. 

Not: 18-22 ağustos arasındaki veriler Izmir-Kaş arasında yaptığım seyahatin verileridir.


Bilgi amaçlı her bir ölçümün fotoğraflarını da aşağıda ekliyorum:











Bu bilgiler umarım Xmax400 sürücüleri için faydalı olur. Herkese güvenli sürüşler diliyorum.

Erhan


30 Haziran 2019 Pazar

Muayenesiz Motosiklet Trafik Cezası


Herkese Merhaba,

Bu yazımda muayenesi geçmiş bir motosiklet ile trafik çevirmesine girdiğinizde neler olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Genellikle kurallara uyan biri olarak muayenesi geçmiş bir motosiklet ile nasıl bir çevirmeye girdiğimi ben de anlayabilmiş değilim. Ancak olan oldu, en azından hikayemi paylaşayım da, okuyanlar için belki bir faydası olur.

Ramazan bayramı için aile ziyaretine motosiklet ile çıkmaya karar vermiştim. Xmax'ım bakımı yapılmış, lastik havaları yerinde, temiz vaziyette, yani 150 km lik keyifli bir yolculuğa hazırdı. Bayram trafiklerini genellikle daha riskli bulsam da, ışıklarda uzun kuyruklar halinde bekleyenlerin yanından süzülerek geçmenin büyüsüne kapılmış ve motosikleti tercih etmiştim.




Dönüş yolunda sabah erken yola çıkarak sıcaklıklar çok yükselmeden eve gelmeyi planlıyordum. Yolun ortalarında polis memuru sağa çekmemi istediğinde gayet kendimden emin bir şekilde sağa çektim ve kolay gelsin diyerek evraklarımı hazırlamaya koyuldum. Ehliyet ve ruhsatım yanımda, ekipmanlarım tam, trafik sigortam var, hızlı gitmiyorum, mauyeneme daha 2 hafta var. Yani bir çevirmede ne kadar rahat olunabilecekse o kadar rahattım. Sadece ehliyet dedi memur arkadaş, hay hay dedim ve ehliyetimi verdim. Cep telefonundan bilgilerimi geçerken ben de kaskımı ve montumu çıkarmaya koyuldum. Arkadan "muayenesi yok" gibi bir cümle takıldı kulağıma, polis memuru gerçekten de benim motosikletim için konuşuyordu bunu. Müdahale ettim, 22 haziran da bir yanlışlık olmalı dedim ve ruhsatı çıkarmaya koyuldum. Adam nisan da bitmiş deyince, 22/4/2019 ve 22/6/2019 un ne kadar birbirine benzer şekilde yazılabileceğini idrak etmeye başladım. 

El yazısı ile yazılan 4 ü ben 6 olarak okumuş ve haziran diye kaydetmiştim hafızama. iki rakamın da alt kısımlarının matbu yazı üzerine denk gelmesi de yanlış anlamamı kolaylaştırmıştı açıkçası. 

Birden büyük bir endişeye kapıldım. Motosikleti bağlayacaklar mıydı? Çok şükür öyle bir şey söz konusu değil. Ekip otosundaki memur bey e yönlendirildim. O da makbuzu çıkartıp yazmaya başladı. bir adet trafik cezası bir adet de 7 günlük izin formu düzenledi ve imzalamam için bana uzattı.





Özet olarak 6 Haziran 2019 itibariyle muayenesi geçmiş motosiklet kullanmanın cezası 235 TL. Bu trafik cezasını 15 gün içinde 25% indirim ile ödeyebiliyorsunuz.

Bunun yanında ceza tarihinden itibaren 7 gün süreyle geçerli bir izin kağıdı düzenliyorlar. Muayeneye giderken tekrar bir çevirme olursa bu izin kağıdını ibraz ederek yeni bir trafik cezası yemekten kurtuluyorsunuz. Ancak bu izin kağıdının sonraki 7 gün boyunca istediğiniz gibi motosikleti kullanmaya izin vermediğini belirtmem gerek.

Muayenenizi yaptırmadan ikinci defa çevirmeye girerseniz bu sefer cezanız 415 TL ye yükseliyor.





Yani benim de yaptığım gibi ilk fırsatta muayeneyi yaptırıp tüm işlemlerimiz eksiksiz bir şekilde trafiğe çıkmak en doğrusu.

Umarım bilgilendirici bir yazı olmuştur.

Herkese güvenli ve keyifli sürüşler diliyorum.

7 Haziran 2019 Cuma

Motosiklette Lastik Basıncının Önemi

Herkese Merhaba,

Bu yazımda lastik basıncının önemine değineceğim ve sonrasında bazı motosiklet modelleri için kullanma kılavuzlarında verilen ideal basınç değerlerini paylaşacağım. 

Bahara girmemiz ve sıcaklıkların yükselmeye başlaması ile birlikte çoğu motosiklet kullanıcısı gibi ben de motosikletimi biraz daha sık kullanmaya başladım. Malum çevre şartları uygun olmaya başladıkça, kış boyu özlemini çektiğimiz yolların, virajların keyfini çıkarmaya başladık hep beraber.

Benim durumumda farklı olan konu ise motosikletimin genel huzursuzluğu ve dengesizliği idi. Yavaş hızlarda denge problemim oluyor, hızlanmaya başlayınca motosikletin genel hali daha problemli hale geliyordu. Acaba öncesinde de mi böyleydi diye düşünmeden edemiyordum. Birkaç kilometrelik şehir içi sürüşler bile bırakın keyif vermeyi, yavaş yavaş gerilim filmini andırmaya başlamıştı.




Keyfim kaçmıştı açıkçası, potansiyel sebepler olarak aklıma gevşemiş bir yürür aksam bağlantısı veya gidon rulmanı geliyordu. Lastiklerim henüz 7.000 km civarında olduğu için lastiklerden kaynaklanan bir sıkıntı olacağına pek ihtimal vermiyordum. Eşle dostla ufak bir istişare sonrasında motosikletimi bir servise götürmeye karar verdim. Mutlaka bir sebebi olmalıydı, ve uzman kişilerin müdahale etmesi gerektiğine kanaat getirmiştim artık. Çok sofistike bir problemim olduğuna neredeyse emindim.

Yine bir akşamüstü ekipmanlarımı giyip motosikletimin başına geçtim. Bina kapısının yanında park edilmiş olan X-Max ımı orta sehpadan indirip paytak paytak geri çıkmaya başladım (evet itiraf ediyorum ben motosikletimin yanında yürüyerek manevra yapamıyorum, onun yerine binerek adımlarımla manvera yapıyorum  😊😊😊)

Kapı hizasına gelince ne kadar cool olduğumu kontrol etmek için camdaki yansımama baktım, her zamanki gibi süperdim. Ancak genel mükemmelliğime gölge düşüren bir unsur vardı: ön lastik. Ön lastiğin neredeyse janta oturmuş halini görünce ne kadar şaşırdığımı anlatamam. Bu kadar basit bir şey bu kadar zamandır nasıl gözümden kaçmıştı. aydınlanmıştım birden. motordan inerek cep telefonundan motosikletimin kullanma kılavuzuna ulaşarak fabrikasyon hava basınç değerlerini buldum. 32/36 psi veriyordu ön ve arka için. Çok yavaş ve dikkatli bir şekilde benzinliğin yolunu tuttum. Ön lastiğe hava tabancasını taktığımda gösterdiği değer 8 psi !!! idi. Bu hale gelene kadar neler yaptığımı düşündüm bir an, aklım neredeydi acaba. Arka teker 30 psi i gosteriyordu, onda çok fazla bir kayıp olmamıştı.

Havaları olması gereken hale getirdikten sonra benzinlikten çıkışımı muhtemelen uzun süre unutmayacağım. Motosikletim adeta yeniden doğmuştu, kıvraklığı gidon tepkileri çok canlı hale gelmişti. Kask içinde gülümsedim.

O gün aslında en temel bir kaç kontrolün ne kadar önemli olduğunu kendi adıma tekrar öğrenmiş oldum, bu yazı ile sizinle de paylaşmak istedim.

Yazının devamında ülkemizde çok sayıda bulunan bazı motosiklet modelleri için kullanma kılavuzlarında tavsiye edilen hava basıncı değerlerini sizinle paylaşmak istedim. Benim gibi bir durumda kalırsanız kolayca ulaşabileceğiniz bir kaynak olur umarım. Herkese güvenli ve keyifli sürüşler diliyorum.

Unutmadan, aşağıda verilen değerler lastikler soğuk iken geçerli olan değerler olduğunu da belirteyim.

Yamaha X-Max 400 - 2014 
Ön: 32 psi 
Arka: 36 psi
(tüm ağırlık değerleri için aynı hava basınçları tavsiye ediliyor)

***

Yamaha X-Max 250 - 2015 
0 - 90 kg
Ön: 29 psi 
Arka: 32 psi

90 - 181 kg
Ön: 30 psi 
Arka: 36 psi

***

Yamaha YZF R25 - 2014 
Ön : 29 psi
Arka : 33 psi
(tüm ağırlık değerleri için aynı hava basınçları tavsiye ediliyor)


***

Yamaha YBR 125 -  2014 
0 - 90 kg
Ön: 25 psi 
Arka: 29 psi

90 - 194 kg
Ön: 25 psi 
Arka: 41 psi

***

Honda CBF 150 
Sadece Sürücü
Ön: 25 psi 
Arka: 29 psi

Sürücü + Yolcu
Ön: 25 psi 
Arka: 33 psi


***

Honda PCX 125 
Sadece Sürücü
Ön: 29 psi 
Arka: 33 psi

Sürücü + Yolcu
Ön: 29 psi 
Arka: 36 psi



***

Honda PCX 150
Sadece Sürücü
Ön: 29 psi 
Arka: 33 psi

Sürücü + Yolcu
Ön: 29 psi 
Arka: 36 psi

***

Honda CBR 250R 
Sadece Sürücü
Ön: 29 psi 
Arka: 29 psi

Sürücü + Yolcu
Ön: 29 psi 
Arka: 33 psi

***

Honda CBR 125R 
Sadece Sürücü
Ön: 25 psi 
Arka: 29 psi

Sürücü + Yolcu
Ön: 25 psi 
Arka: 33 psi

***

Honda Spacy Alpha
Sadece Sürücü
Ön: 21 psi 
Arka: 29 psi

Sürücü + Yolcu
Ön: 21 psi 
Arka: 33 psi


***


Honda CRF 250L 
Sadece Sürücü
Ön: 22 psi 
Arka: 22 psi

Sürücü + Yolcu
Ön: 22 psi 
Arka: 22 psi



***



Bajaj Pulsar NS 150
Sadece Sürücü
Ön: 25 psi 
Arka: 28 psi

Sürücü + Yolcu
Ön: 25 psi 
Arka: 32 psi



28 Ocak 2019 Pazartesi

XMAX 400 Sürücü Sırt Dayama Çözümü Denemesi



Önceki X-Max 400 yazılarında da belirttiğim gibi, ergonomik konular bu motosikletle ilgili şikayetçi olduğum belki de tek başlığı oluşturuyordu. 50-100 km lik rotalarda genel olarak bir sorun yaşamazken, daha uzun mesafeli sürüşlerde sırt, bacak kol ağrıları sürüşü çok çileli hale getiriyordu. Bunun dışında Xmax400 neredeyse mükemmel bir motosiklet. Gücü, kullanım kolaylığı, sağlamlığı, bagaj hacmi neredeyse bütün konularda çok başarılı. Ancak uzunca rotalara çıkamayacaksam, benim için motosikletin önemli bir fonksiyonu eksik kalıyor.

Yakın zamanda motosiklet değiştirme planım olmadığı için bu soruna çözüm olabilecek alternatifler üzerinde kafa yormaya başlamıştım. İlk olarak aklıma sırt dayayabileceğim hazırda olan "birşeyi" koltuğa sabitlemek geldi. Bu çerçevede kabin valizimi arka seleye sabitleyerek birkaç sürüş yaptım. 



Genel olarak faydalıydı ama gereğinden fazla uzun olduğu için çok rahat değildim. Kısaltma imkanım da olmadığı için o seçeneği rafa kaldırdım.




Sonrasında benzer şekilde başka bir seçenek geldi aklıma. Sırt çantasına yastik doldurdum ve onu sabitledim arka seleye. Bu opsiyonda da gerekli verimi alamadım. Yastıklar yumuşak geldiği için bir destek sağlamıyorlardı. yAslandıkça geri doğru gittiğim için çok da bir anlamı olmamıştı bu denemenin. 

Zaman geçtikçe başka alternatif üzerine kafa yordum. Havayla şişirilecek desteklerden tutun, hasta destek yastıklarına kadar farklı yöntemler üzerinde durdum. Ancak hiçbiri için fiili bir çalışma yapmadım.

Seçeneklerden biri de hali hazırda selede mevcut olan bel desteğini ilave pimler ile yukarı kaldırmaktı. Onun için de ilave pim yapımı vs gerekecek, hatta binecek yük ile seleye zarar verme ihtimalim olacaktı.



Tüm bu alternatifler çerçevesinde kendimi bu hafta sonu Koçtaş ta buldum. Bir yandan dolanıyor bir yandan da malzemelere bakarak bir çözüm bulabilir miyim diye düşünüyordum. Gözüme Strafor/EPS plakalar ilişti. Elimle bir yoklayınca aslında doğru kullanılırsa bir çözüm olabileceği kanaatine vardım. Katmanlar halinde birbirine yapıştıracak, sonra gerekli ebada getirecek sonrasında ise streç film ile sararak hem yağmurdan korunaklı hale getirip hem de yük binen noktalarını daha mukavim hale getiririm diye düşündüm. 

Uygun yapıştırma silikonunu, 2 adet 5 cm, 1 adet 4 cm kalınlığında strafor plakayı, steç filmi ve falçatayı 100.36 TL ye satın alarak evin yolunu tuttum.


Öncelikle kabin tipi valizimi mastar olarak kullanarak blokları kestim. Kalan parçaları da üzerine gelecek şekilde 6 kat olarak birbirine yapıştırdım. Unutmadan silikonu kullanmak için silikon tabancasına ihtiyacınız olacak, ben apartman görevlisinden rica ettim, sağ olsun işimi görecek bir tabancayı bana temin etti.






Falçata ile hassas kesim yapmak umduğumdan daha zor oldu. Isıtılmış tel ile çalışan strafor bıçakları mevcut. Onlardan edinilebilirse daha hassas kesimler yapılabilir diye düşünüyorum. Böylelikle 6 kat tabakadan oluşan bir strafor bloğum oldu. Üzerine ağırlıklar koydum ve iyice yapışmasını bekledim. Ağırlık olarak resimden de göreceğiniz üzere halter disklerinden kullandım. yaklaşık 20 kg lık bir ağırlık var resimde.




Projenin ilk günü sona ermişti. Son şekillendirmeyi ertesi sabaha bıraktım. Böylelikle yapışma işleminde de risk almamış olacaktım.



Ertesi sabah ilk işim ağılıkları kaldırıp plakaların iyi yapışıp yapışmadığını kontrol etmek oldu. Birbirinden ayırmak için ciddi kuvvet uyguladım ancak ayıramadım, yapışma işlemi başarılıydı. Şimdi sıra ince kesimleri yapmaya geldi. Çantaya bkan yuzunu çantanın girinti ve çıkıntılarına oturacak şekilde kesmeye çalıştım. Fazla kesersem geri dönüş olmayacağı için aşağıya motosikletin başına indim ve orada ilave kesimlerimi yaptım.

Yine aynı şekilde sırt dayama kısmının eğimli kesimi, sırtın oturacayı yüzeye içbükey kavis verme işlemlerini çöp kutusu ve motosiklet arasında mekik dokuyarak yaptım. Sonunda makul bir ürün elde etmiştim. Sırt dayama bloğumu ahtapot lastik ile seleye sabitledikten sonra motosiklete kuruldum. Biraz dah eğim ve bel ayarı için son kesimleri yaptıktan sonra yüzümde bir gülümseme oluştu. Galiba olacaktı.





Doğruca eve çıkıp şimdilik son aşama olan streç film ile kaplamayı yaptım. çıkan ürün biraz büyükçeydi, fazlasıyla kübik ve çakma duruyordu ama önemli olan amacına hizmet etmesiydi. Bu "şey" benim uzun yol için biletim sayılırdı.. 

Sonrasında hemen kıyafetlerimi giyip bir deneme sürüşüne çıktım. İlk birkaç yüz metreden sonra hala çok dik olduğuna karar vermekle birlikte, genel olarak bayağı başarılıydı. Bacaklarımda, kollarımda, sırtımda neredeyse hiç yük binmiyordu. Klasik rotam olan manisa ya gidip geldiğimde projeye 85% olarak onay vermiş durumdaydım. Şimdi streç film sökülecek ve sırt dayama noktası daha eğimli ve bel çukuru biraz daha oturacaak şekilde güncellenecek. Sonrasında "çakma" görünümü bertaraf etmek biraz şekliyle oynayabilirim. Ama asıl olarak sele ile uyumlu, deri görünümlü bir malzeme ile kaplatacağım. Sonrasında ise ver elin Kaş, Kalkan hatta belki de İsviçre Alpleri, kim bilir 😊




11 Ocak 2019 Cuma

Kış Mevsiminde Motosikleti Muhafaza Etmek / Branda Kullanımı

Malum Kış mevsiminin ortasındayız. 
Motosikletini kapalı otopark veya garajda tutma lüksü olmayan çoğunluk için aslında sıkıntılı bir dönem. Özellikle bu mevsimde yağmur, kar veya rüzgar motosikletimizi hem kozmetik hem de teknik olarak yıpratan etmenler. Her ne kadar dış ortama uyumlu malzemelerden üretilmiş olsalar da, aslında plastik aksamların boyaları, selemiz, gösterge, kumanda butonları veya far gibi elektrikli aksamlar özellikle uzun süre suya maruz kaldıklarında problem çıkarmaya başlayabiliyorlar.

Piyasadaki alternatiflere baktığımızda, kış şartları için iki alternatif mevcut: dış ortamlar için üretilmiş olan özel motosiklet garajları veya branda. 

Gerek fiyatı, gerek kapladığı yer, gerekse yüksek maliyeti sebebi ile özel garajları bu yazının konusu dışında bırakıyorum. Genel olarak motosiklet brandası konusuna değineceğim.

Online alışveriş sitelerine göz attığınızda 50 liralardan başlayıp 500 liraların üzerilerine çıkan branda alternatifleri bulmak mümkün. Risk seviyesini minimize etmek adına "marka" olarak nitelendirilebilecek ürünler seçilebilir. Yine aynı şekilde kullanıcı yorumları da doğru fiyata doğru ürünü alma konusunda yardımcı olacaktır. 

Fiyat, bütçeye göre değişeceği için burada aslında ebat konusunun önemine değinmek istiyorum. Kendi deneyime dayanarak 4 sene önce aldığım orta fiyat segmentindeki marka olmayan brandayı, vstrom, cbr1000rr veya Xmax400 için büyük bir memnuniyetle kullanıyorum. Alacağınız brandanın motorunuzun ebadına bağlı olarak XL veya XXL ebatlarda olmasını şiddetle tavsiye ederim. Küçük branda topcase kullanımı veya model değişimlerinde sıkıntı çıkartabiliyorken, büyük brandaya sahip olmanın çıkartacağı problemler daha çözülebilir oluyor.


Brandayı motosiklete sabitlemek de diğer bir önemli konu. Brandayı motosiklete alttan sabitleyen toka ve alttaki lastikli kısım çoğu zaman (özellikle rüzgarlı havalarda) yeterli olmuyor. Özellikle şiddetli rüzgar alan bir yere motosikletinizi bırakmak zorunda kalıyorsanız, iyi sabitlenmemiş bir branda paraşüt etkisiyle motosikletinizi devirip, hem motosikletinize hem de yanına park edilmiş olan diğer araçlara hasar verebilir.

Bu noktada kancalı bagaj lastikleri çoğu zaman olduğu gibi yine yardımımıza koşuyor. Toplamda 5 veya 6 tane kancalı lastiği brandayı örttükten sonra ön tekerlek, arka sele, arka tekerlek, depo üstü gibi noktalardan sabitlediğinizde motosikletiniz için gayet makul bir koruma sağlamış oluyorsunuz. (Sabitlemeden önce anahtarınızı yuvadan almış olduğunuza emin olun, sonrasında brandayı açıp tekrar kapmak zorunda kalabilirsiniz 😊)



Brandayı sabitlemek için kancalı lastiklere ilave olarak birkaç ayakkabı bağcığı kullanmanız da faydalı olabilir. Mesela ayna bölgelerini ben ip ile bağlıyorum. Bu şekilde motosikletimizi derli toplu bir halde muhafaza etmiş oluyoruz.


Doğru sabitlenmiş bir branda, kedilerin selenizde sefa sürmesine engel olmak için de etkili bir yöntem olduğunu belirtmeden geçmeyeyim..

Motosikletin hala ıslak olan brandasını çıkarmak zorunda kaldığınız durumlarda, brandayı kuruyacak şekilde eve veya balkona çıkarmak, brandanın sağlığı açısından son derece önemli. Yine motosikletinizi kullandıktan sonra örtmeden önce mümkünse egsozun soğuması için beklemeniz de çok faydalı olacaktır. Ancak kendi deneyimlerim sonucunda sıcak egsoz üzerine branda örtmekten kaynaklanan herhangi bir problem ile karşılaşmadım. Kendi alacağınız branda da problem olmayacağına emin olmadan önce  bu konuda dikkatli olmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Kendi brandam birkaç yerinden yırtılmaya başladığı için yakın zamanda yeni bir branda almayı planlıyorum. Sonrasında yine buradan değerlendirmelerimi paylaşıyor olacağım.

Herkese güvenli ve keyifli sürüşleri diliyorum.

Erhan